Satır Arası Yazılar

kendince

Kör Kuyular

Ağustos10

Kör bir kuyunun dibindeyim ,battıkça batıyor hayat, geçmişe koskoca bir özlem besliyorum kimseye açamadığım yüreğimde ..Küçüktüm, temizdim ,habersizdim dünyanın kötülüklerinden ,günahlarından büyüdüm ve kirlendim ..

Bak işte yüreğim ,o nadide misafiri ağırlayamayacak kadar kirli , belki simsiyah belki de siyaha çalan beyazla kaplı..Ellerim ,saçlarım ve gözlerim, uzaklara doğru yol alan ruhum ..Şimdilerde Rabbe uzak dünyaya yakınım..Ah keşke diyorum bana biçilen değerin ,kalıbına layık olabilsem ..Toz pembe hülyaların , geleceğe dair ümitlerin kısacası benim üzerime kurulmuş kısır bir hayatın son noktasındayım..Oysa bilmiyorlar ,bilseler ne ben bu kadar değerli olurum ne de onlar nu kadar değer verir…

Yok yok diyorum içimden ben eski ben değilim, bir rüyanın en kötü anında uyanmak gibi bu hayat uyanabilene ne mutlu uyanamayanlar aynı zamanda farkında olmayanlardır..Ne kadar isterdim yaşadığım her şeyin koskoca bir rüya olmasını ,koskoca bir rüya uyanayım ve ben eski ben olayım ,..Temiz ,pak ,düyadan bir haber Rabbin her emrine boyun kesen , Allah`a olan kurbiyeti ile herkese örnek olan ,imanı kavi ,kelimeleri ihlasla çıkan ben ,heyhat ki çizdiğim tablodan şimdi eser yok..Koskoca bir dehliz ve ben ne yana dönsem boşluk..Boş bir kalbin çıkmaz sokakları .

.Her gece bir şeyler kopup gidiyor içimden ,her gece bir şeyler alıp götürüyor yüreğimden ..Varlığı dünyaya büyük bir hayır olan insanlara imreniyorum ..Her şeyden habersiz dolaşan meczuplara ,dünyayı bir ekrandan izlermişçesine yaşayan dervişlere , ak sakallı dedelere , yüzü nurlu gençliğin zinetini koruyabilen gençlere gıpta ile bakıyorum..Benliğimin ve gururumun kabarmışlığına inat , boynu bükük ,başı eğik dolaşmak geçiyor içimden ..

Hey hat ki nefsin vesveseleri ve şeytanın boyundurukları çepe çevre sarmış beni…Ne ilaçlar , ne tiryaklar paklar beni…Ateş en güzel temizleyicidir…Tövbe kapısı açık dediğinizi duyar gibiyim . tövbe mi ? Hangi yüzle ? Bu kaçıncı ?

Kırık Dökük

Mart26

yarpahsk5          

  Gözlerim yollarda ,hasrete Dilbeste olmuş buğulu gözlerim bir kapı aralığından seyrediyor hayatı..Mutluluk bize lüks diyen dostun sözleri çınlıyor kulaklarımda .Arafta kalmış bir gölgeyim şimdi ,yıllardır peşinde koştuğum suretin aynası olmak ne kadar da zormuş.Yıllardan kalma yorgunluğun izlerini taşıyan tenim ve bu yükü taşıyamayacak kadar yaşlı olan  ellerim.Sensizliğe gözlerimi açtığım her gün bir diğerinden daha fazla ızdırap veriyor .Hüznün, yüreğimden gözlerime doğru sürüklediği sancı her damlada biraz daha sen ve seni sen yapan her şeyden bir parça taşıyor.

Ayın denize düşen gölgesini gördüğüm her gece ,ruhum bedenimden çıkar ve , sana gelen yolları adımlar bir seher vakti . Şimdilerde Kudüs gibi yalnızım , İstanbul kadar asil ,Bağdat kadar perişanım..Şehirlerin hayaletleri uçuşuyor bedenimde . Yaralıyım, bilmiyorum ne zamandır yollardayım , derdim o dermanım onda .Bir kibrit alevinin ışığında saklıdır hayallerim ,sürgün vermez topraklara ektim yüreğimi.Aynı sancıları çeken çınar ağaçlarının altında bir yürek devleti yetişir mi bilmem?

            Izdırabın en onulmazından bir sancı ,kalemim kırık , sözlerim kesik ………….

Zindan

Kasım12

1026-kitaplar

Kasım ortasında aheste bir kemancının çaldığı şarkılarla uyanıyorum.Ellerim kayıp giden zamanın habercisi gib geliyor bu sabah, buruşmaya başlamış bir ten, dökülmeye başlamış saçlarım.Gözlerim uzak iklimlere dalıyor uzakları özlüyorum..Bir hüzün kaplıyor aciz vücudumu , sahiller ,okyanuslar ,yollar, kaldırımlar hiç biri merhem olmuyor yaralarıma.Ümitlerimi kaybediyorum yavaş yavaş , kansere müptela bir hastanın hücreleri kadar yaralı hücrelerim.Ruhum bedenimden ayrı hareket ettiği günden beri , savruluyor yüreğim her sonbaharda.Çorak topraklarda sürgün veren gülleri arıyor gözlerim ,çöller ortasında fışkıran vahalarıda.Belki uzak iklimlere göçen bir kuşun kanatlarındadır aradıklarım .Belki de Ellerini Rahmana gözyaşları içinde açan bir annenin gözyaşlarında.Sürgün ülkelereden yükselen çığlıklarla uyanıyorum.Bir seher vakti Rabbime el açarken ellerime düşüyor bir tutam gözyaşı.Acizliğimi ,çaresizliğimi mahcubiyetimi görüyor Rahman.Günahkar ellerim dualarıma kan bulaştırıyor.Bir masalın orta yerinden bölünmüş gibi hayatım . Davasına ihanet eden dava adamları gibi hissediyorum.Çaresiz ellerim kaç gecedir kalkıyor semaya .Bir yürek yarası kaç uykusuz geceye mâl olur. Bu derde müptela olanın daha kaç defa ölmesi gerekir.Bu sürgün ne kadar sürer. Bir mum alevinin tutuşturduğu yüreğim , en onulmaz yangınları yaşıyor en derinlerde. Zindanlarda yaşıyorum yıllardır ve artık özgürlük yok cümlelerimde.Hürriyetimi bir parça ekmeğe değişebilirim.Zindan kapanmaz yaralarımın ilacı ,zindan bırakma beni hayatın kollarına , zindan ilk defa özgürlükten kaçıyorum.Mahkumiyet dolaşıyor damarlarımda .Zindan sığındım sana bırakma ellerimi..

Yağmur Sana ne Kadar Muhtacız

Kasım10

müzik - taner yüncüoğlu - yağmur (efendim) | izlesene.com

Mutluluk Rüyası

Ekim8

ada

Mutluluk rüyası tülleniyor bugünlerde hayallerimde ,koşturmacalar ,yorulmalar yılmamalara bırakıyor yerini ,.Nefesimi toplayıp yeniden besmele çekiyorum her  seferinde , bazen tüketiyorum gücümü ,bazen umutlanıyor bazen korkuyorum. Ellerimi uzatıyorum bunaldığımda ve Rabbim beni yalnız bırakmayacak nimetler lütfediyor yanı başımda,La tahzen (tasalanma) sesini duyar gibi oluyorum kulaklarımda. Geleceğe dair güzellikler besliyorum ,bir çocuğun hayalleri kadar berrak ve temiz. Şair diyor ya ”Güzellikleri yaşamak  için geleceğim ,ıhamurlar çiçek açtığı zaman”.

Zaman ne acılı bir merhemdir kimi zaman her şeyin ilacıdır ,kimi zaman özlem ,kimi zaman hasret bazen de Rahman ın bizlere bir imtihanıdır.”Ah zaman !” demek geliyor içimden.Bazen kendimi denizin sularına bırakıp ,sırt üstü uzanmak istiyorum ,sorgusuz ,sualsiz ve hesapsızca .Bırakmak istiyorum kendimi, nereye götürürse umman  .Babil in asma bahçelerinde açmak istiyorum gözlerimi tanımadığım bir coğrfaya da kayıp biri olarak yaşamak veya hindistanda kenar mahalle çocuklarından biri olmak ,hayatın yükünü hissetmeden yaşamak pervasızca.Güzellikleri alıp yanına bir sahil kasabasında yaşamak , sonbahar ,deniz yağmur ve güzellik :)   Değil mi güzellik gidelim mi? Tefekküre dalmak ummanın büyüklüğü karşısında , denizden tuttuğun balıkları  bir sopa ya takıp pişirmek.Hindistan cevizleri düşürmek dalından ,kabuklarını soymak ..Gecenin karanlığında aya doğru taş atmak J))).Karanlığın ortasında yanan ateşin yanı başında uyuya kalmak .Hayali bile güzel ,bir de yapsak nasıl olur kim bilir.:))

Cennetin Çocukları

Ekim4

1175395890e1_kinaci-99
Bizler cennetin çocuklarıydık.Sonbaharın rüzgarlarına savurduğumuz hüzünlü yüreklerin sahibiydik.Belki buğuluydu gözlerimiz , yenilmişliğin en acısını taşıyordu yüreklerimiz.Söyleyemediklerimiz söylediklerimizden daha fazlaydı sanki, titrekti ellerimiz ,belki boğuk çıkıyordu sesimiz ama asla çaresiz değildik çünkü cennetin çocuklarıydık biz.

Gecenin siyahında yoğrulmuştu benliğimiz , güldüğümüz nadir görülmüştü ,mutluluğu bir demet gülde aramıştık her daim .Yeryüzü denen mescitte bir cemaattik tek başımıza.Yazdığımız şiirlerde kanardı yaralarımız ,gözyaşlarımız hep içimize akardı .Ağlayan bir çocuğun hıçkırıklarında bulurduk kendimizi ,kimi zaman dostların gamlı meclislerinin havasını solurduk.Vefa en güzel yanımızdı ,ihanet hiç uğramamıştı semtimize .,

Sevgilinin yolunu gözlerdik aynı köşe başında.Bir gülün dikeniyle solardı ruhumuz.Belki söyleyemezdik içimizdekileri ,kimi zaman ürker ,kimi zaman korkardık .Yaktığımız şiirlerden çıkardı gül kokusu.Minarelerin gölgesinde serinlerdi ruhumuz , güneş tutulmasınıı içimizde yaşardık.Kimse bilmezdi derdimizi .Mona Roza dan kaldırmlara uzanan bir çizgiydi yaşamak.Sokak lambalarının anlatııklarını anlamaktı meziyetimiz.

İstasyonlara kazıdığımız adların sayısı yoktu belki , her tren gidişinde dolardı gözlerimiz .Nedense cenneti görmedik bu dünyada  ama cennetin çocuklarıydık biz .Her hazanda buz keserdi ellerimiz ,çare değildi eldivenler üşümelere .Ancak ateşle yanan bağrımızda ısıtırdık ellerimizi.Isınmayı öğrenemedik bir türlü ,nedendir hep yanmak düştü payımıza.

Zaman dedik çaresizliğimize , hep mesafeler engeldi bize.Her şeyin bir bedeli olduğu gibi yaşmanın da bir bedeli vardı .Ya cennet ya cehennemdi sonumuz.Hiç görmesek de ,hak etmesek de bizler cennetin çocuklarıydık.İçimizdeydi cennet ,baharı olmayan ,terkedilmiş coğrafyaların adıydı belki.Kirliydi ellerimiz cennette yıkayacaktık onları ,evimiz bizi bekliyordu.Çünkü biz cennetin çocuklarıydık.

Ellerimizin Büyük Boşluğu

Eylül12

İnşirah ,inşirah , inşirah ayetin değilmiyiz senin Ya Allah!

Satır-arası

Eylül10

Bugün istasyonda tren beklerken , yan bankta oturan çocuğa ve annesine ilişti gözlerim .Çocuk down sendromuydu ve annesiyle tren bekliyordu o da.Adının evren oludğunu öğrendim , çok tatlydı maşallah.Banka oturmuş havada kalan ayaklarını sallerken ,ara sıra pantolunun paçalarını yukarı doğru çekiyordu ve annesi her seferinde yapma oğlum ayıp diyerek azarlıyordu.Annesi başını çevirince tekrar çekiyor paçalarını ,bakınca indiriyor.Sonra benim izlediğimi gördü mahçup bir edayla indirdi başını,  sonra tekrar baktı , gülümsediğimi görünce , hem utanıyor hem de gülümsüyordu.Bu sefer paçalarını çektikçe annesine değil bana bakmaya başladı ,ben bakınca hem gülüyor hem de paçalarını indiriyordu .Bir an daldım uzaklara ,annesi ne kadar şefkatle yaklaşıyordu .Rahmanın şefkatini bir kez daha gördüm orada ve bir an insanoğlu ne kadar nankör diye geçt  içimden.Dünya hengamesine o  kadar kaptırmışız ki kendimizi , etrafımızda ibret alınacak neler yaratılmış oysa.Şükredecek ne kadar çok nimetimiz var oysa diye düşünürken trenin sesiyle kendime geldim.Ayağa kalktım trene binerken evrene döndüm bana bakıyordu gülümseyerek , el salladım trene binmeden o yine başını eğdi.Trene bindim cam kenarına oturdum , gözüm evrende ,tam onun önünden geçerken , gözgöze geldik yine o mahçup bakışlarıyla salladı elini ..Ah dedim ya keşke inebilseydim trenden , yanına gidip konuşsaydım , okşasaydım başını .Çok tatlıydı ,tabi annesi bilir onun zorluklarını o ayrı mesele .Allah yardım etsin..

Okunası Kitaplar:

Nurullah Genç`in Ateş Semazenleri okumadıysanız geç kalmayın derim .Hocamız Necip Fazıl tadında güzel şiirler yazıyor.Her akşam yatmadan bir tane iyi gidiyor.Tabi kitap hediye olunca ayrı bir değeri var:J) değil mi hocam ..O yüzden bir anda okuyup tüketmemeniz tavsiye olunur .Günde bir doz şiir kafi..

Film Mekanı:

Majid Maijid`i duydunuz mu bilmiyorum İranlı yönetmen ,Kudret`in bir yıllık ısrarına dayanamayıp Baran filmini izledim .Bir daha izleyesim var çok güzel ve anlamlı bir film.Afganlı bir gencin aşkını anlatıyor ama filmin kurgusu o kadar güzel ki , divan edebiyatında sevgilinin yüzünü görmeden  , hilal kaşına yazılan şiirler gibi.Seviyeli ve anlamlı.

 

Neyse Halim:

Bugün Sizi Anlatan Bir Kelime :Mutlu ve Rabbine müteşekkir.Bugün enerji patlaması vardı J) sağolsunlar…Allah ellerimizi bırakmasın .

Günün Sloganı:

İstanbul`da sonbahar ……Beklediğim mevsim.Keşke hep sonbahar olsa.

Şiir Makamı:

uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair

yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda

oysa Rüveyda

baştan başa ben

kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim

Bana bir şey söylemek düşmüyor bu dizelerin ardından ,  Rüveyda (…………..)dediğim zaman

anla ki, senin için yürüyor kelimeler..

Satır-arası

Eylül6

Dün gece düşündüm neden satır-arası yazmıyorum artık ,,niye yazmıyorum bende bulamadım cevap ama artık yazmalıyım.Hele ki şu günlerde zaten sahuru beklemek bir alışkanlık oldu.4-5 saatlik uykulardan sonra vakit bolca..Vakit dedimde bu tatil zamanları hep mi çabuk geçer Allah`ım ve okul açılıyor , neyse açılsın yapacak bir şey yok , açılmazsa bitmeyecek.He bu arada üniversitemiz lütfedip teknolojinin nimetlerinden yararlanmaya karar vermiş ,artık ders kaydını internetten yapacakmışız bu ne şeref efendim.Zahmet etmeseydiniz millet o kadar yolu tepip geliyordu zaten iki kağıt parçası için .Neyse sinirlenmeyeceğim bugün , mevzuu okul bile olsa.Bu arada Dilhane dergimizin 1.yılı yaklaşıyor.Çırağan sarayındaki davetimize sizleri de bekleriz J)))Yani bir gün o da olacaktır.Tamam o kadar şatafatlı olmasada güzel projelerimiz var , koşturuyoruz.Sürpriz olsun J)).Bir şey söylemeyeceğim.1 ekimde konuşalım mümkünse..

Okunası Kitaplar:

Bu da nerden çıktı diyeceksiniz, bu da müessesemizin ikramı olacak.Şu an Cemil Meriç`in bu ülkesi var elimde .Keşke gerçekten bu ülke Cemil Meriç` in olsaydı, kendi benliğimizi bulmaya yardımcı olacak mükemmel bir kitap.Fikir patlaması yaşatıyor insana bütün cümlelerin altını tek tek çizip ,üzerinde 10 dk düşünmeden anlayamayacağımız bir eser J)J) çok mu oldu ama öyle hakkını vermek lazım.

Film Mekanı:

Geçen gece sahuru beklerken elime geçti ,takıldım biraz, aman Allah`ım nasıl bir film diyesim yok ..(Tamam şaka) gerçekten güzel bir filmdi ,neye göre güzel diyeceksin ,ilginç senaryolu bir film benim güzellik anlayışıma uygundur.Edwart Norton küçük gözleriyle gülümsüyor yine (çakal edwart).İlizyonist bir adamın muhteşem hikayesi , izlemeniz şiddetle tavsiye olunur.İzlerken saksıya attığı portakal çekirdeğinden nasıl ağaç , çıkardığını hayretle izleyin ama inanmayın .Neden? çünkü; ilizyon üstad , filmin adı üstünde :).İyi Seyirler

 

Neyse Halim :

Bugün sizi anlatan bir kelime :Lacivert diyorum başka bir şey demiyorum , mesaj alınmıştır heralde..Bu arada camileri gezmeye giden seyyaha da selamlar olsun..

Günün Sloganı :

Çok sevdik be abi!!

Şiir Makamı:

“çocukları kim ağlatır
kim öldürür halkları bilmezdik şeyhim”

Yaşasın halkların kardeşliği ,diyesim var (kürt açılımına selam olsun) ama fazla sosyalist oldu bu ,madem kıraç müslümanım komünistim diyor ,bende müslümanım sosyalistim diyorum var mı ötesi J)) o kadar. İtirazı olan beri gelsin…..

Aklım Hep Sende

Eylül2

Aklım Hep Sende
by mehmetakif51

Ayrılık öyle bir ateştir ki

Alevi yürek yakar….

 

 

 

Sebeb-i Telif - İsmet Özel

Ağustos29

ismet özel - Sebeb-i Telif
by barrlass
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üzerine kendim yazarım.
Bu anlamlı dizelerin üzerine daha ne söylenir ki,
Hocam Büyük Adamsın…

Yaşadığımız

Ağustos28

7078

Yine Puslu gecelerin aydınlığında

Söyleyemediğim sözler düşüyor kitabeme

Arkamda bıraktığım bir tek gül ve lalezar

Solsada acıtmıyor hiç biri ana yüreği kadar

Gençliğime yüklenen bir hayattı son bahar

Şimdiler de ne gençlik var ne de ahuzar

İçimde sakladığım ,çocuklar gökyüzende

Farkındamısın hayat eriyor elimizde

Göçüyor kırlangıçlar , hüzünbaz şehirlere

Yapraklar dökülüyor küçücük hanemize

Yaralar açıldıkça çare olmuyor merhem

Sen ! ey göklerin yıldızı  çare sensin ilaç sen

Uzaklaşıyor yanımdan kadim dostlar tek tek

Bana kucak açıyor Rab , yalnız bir ve tek

Efsunlu gecelerin karanlık sabahlarında

Arıyorum umudu orak atımlarında

Rüyalarda söylenen isimler tırmalıyor

Beynimi sökselerde kalbim hep heceliyor

Yaşadığım hayat  benim değil isimsiz

Yaprakla yağmurun aşkı ne kadar da eşsiz

Eylülle Gelen Yağmur

Ağustos27

İbrahim Sadri Ihlamurlar çiçek açtığı zaman (Bahattin Karako
by turkavaz

Kudret kardeşim nihayet açmış Bloğunu, beraber  geçirdiğimiz günlerde benden kapmış şiir zevkini :)))( yalan mı kanka ).İbrahim Sadri biricik dostumuz ,Ahmet Kaya dert ortağımız , kısaca hayatı beraber paylaşıyoruz.Hüzünlerimiz ,sevinçlerimiz ,takımlarımız bir , bir dost aradığında yakınımda olacak insan.Bak en sevdiğimiz şiiri ekliyorum.Kıymetini bil :))))

Eylülle Gelen Yağmurlar ıslatacak yüreklerimizi.Şiir severlerin uğrak mekanı olacak.Antoloji tadında faydalı bir blog. Hayırlı olsun

Tık tık:  http://eylullegelenyagmur.blogspot.com/

« Eski Yazılar